31 Mayıs 2016 Salı

ALANYA + RENT A CAR + DIM MAGARASI



Yaz geldi, gezmeler başladı! Haziran'da Alanya, Temmuz'da Samos, Ağustos'ta bilmiyorum, Eylül'de Kıbrıs .... diye plan yapmış olsam da bakalım bu yaz bize neler getirecek. 


Alanya'ya tatil için gitmiyoruz aslında, bizim dostumuz Muhteşem Hasan'ımız evleniyor! Düğüne, oynamaya, göbek atmaya, kutlamaya gidiyoruz:) Eski iş yerinden arkadaşlar da orada olacak ki bu durum az biraz bana stres veriyor! Sonuçta eski iş yeri, o günler arkada kalmış, biz şimdi - her bir birey olarak kendi farklı gerçekliklerimizi yaşıyoruz. 

Yine garip rüyalar görüyorum: 2 gün önce kulağımdan hastaymışım, matkapla delerek ameliyat yaptıklarını gördüm. Dün gece de rüyamda yine kötü adamlardan kaçıyordum, duş almam lazım sapık bir adam beni gizlice izliyormuş, tacize uğruyormuşum falan...

Neyse geçelim bunları asıl haberim işte bu:


















Alanya'ya gitmek için araç kiralıyoruz. 03 Haziran Cuma sabahı yola çıkmayı planlıyoruz. Bu kez işinde çok çok iyi, dünyalar tatlısı Bengü adından bir kadına denk geldim. (BTO Rent a Car). Hem maddi anlamda hem de manevi olarak çok çok yardımcı oluyor. Piyasadaki lavuk rent a car firmaları gibi hiç değil: "Ablacım sen 2 gün kala ara, bakarız ne var elimizde..." gibi gereksiz cümleler kurmuyor. Üstelik bize vereceği aracın Dacıa Sandero Stepway olduğunu söyledi ki bu muhteşem dostum! Hayatımda hiç bu kadar yüksek bir araç kullanmadım ki 1 saatcik bile olsa mutlaka ben de kullanmak istiyorum. Şimdiden Nicky ile pazarlığını yaptım bile:) 



Bu arada Alanya'ya tail için gitmiyor olsak da Nicky'i en çok DİM Mağarasında götürmek istiyorum. Bu mağaranın işletmecilerinden biri (sanırım) benim arkadaşım, dost işi yani bir mağara macerası yaşatacağım bizimkine:)) 



24 Mayıs 2016 Salı

SAMOS Adası #101

Tatil hayali kuran ben!



Bayram demek tatil demek, tatil demek de SAMOS demek! Bu yıl ramazan bayramında SAMOS Adasına gidiyoruz. Özellikle ışığım Dilek'in yaz dönemi maceralarından sonra hep aklımdaydı Yunan adalarını görmek. Sonra bir anda Ezgi & Çağrı hooop hadi gidiyoruz dediler. Onlar daha önce (sanırım) Mikanos'a gitmişler. Bu kez de hep beraber SAMOS yapalım diye konuştuk.

Peki neden mi SAMOS?












#1 Öncelikle Türkiye'ye çok yakın. Kuşadası'nda feribota sabah 09:00'da atlayıp 10:00'da SAMOS'a varıyorsunuz. Zahmetsiz, ucuz.... Uçakla falan uğraşma derdi yok. 



#2 İki tatil bir arada. Nasıl mı? Kuşadası da sonuçta turistik bir mekan, 9 günlük uzun - upuzun bayram döneminde hem SAMOS'da 6 gün hem de Kuşadası'nda 3 gün geçirip Ankara'ya eve geri dönebiliyoruz. Kuşadası'nda kalırken de aklımızda Şirince'ye kaçmak da var:)



#3 Yunan adalarının temizliği, yemeklerinin lezzeti herkesin dilinde. Denizden tutulmuş taze taze balıklar, kalamarlar ile Anthony Bourdain tadında bir tatil geçirmeyi planlıyoruz.



#4 SAMOS'da çılgın partiler, üstsüz dolaşan nineler yokmuş. Daha doğal, bir o kadar da içeriği zengin bir ada. Örneğin Pisagor'un doğduğu yer burası. Manastırları, şelalesi, çeşit çeşit beachleri sayesinde öyle suya girip çıktım şeklinde bir tatil geçirmiyorsunuz. Hem deniz, hem kültür tatili bir arada!



#5 Yunanistan'dan kolay Schengen vizesi alınıyormuş. Doğru mu bakalım, haftaya göreceğiz. Başladım ben evrak toparlamaya, bu Perşembe teslim edeceğim evraklarımı. Bu arda vfsglobal kadar gerzek bir site ile daha önce hiç karşılaşmadım. Baştan savma iş yapıyorlar. Neyse vizeyi alana kadar şimdilik susayım. Biri tesadüf okur bu yazdıklarımı, al başına belayı...

#6 Ucuz kardeşim, bal gibi Türkiye'den daha ucuz. Mesela niyet ettim Gaia aşkına Kaş'a gitmeye desek (2 kişi) uçak gidiş dönüş 850 TL + otel en ucuz 1000 TL + yeme - içme 750 TL + 2 günlük araç kiralasak 250 TL + benzin 180 TL daha aklıma gelmeyen diğer masraflar kısaca oldu mu total bize 3000 TL'den fazla! Ohannas burger hesabı!!! evet SAMOS bize çok çok çok daha ucuza geliyor.



#7 Otelimiz şahane, süper ötesi, çok kibar, şirin bir yer gibi gözüküyor booking üzerinden. Adı Scorpios Hotel, işte burası:



#8 Biz tam 4 kişiyiz yani araç kiralama gibi masraflarımız da yarıya bölünmüş olacak. Üstelik benim budget ile araç kiralama için %25 indirim hakkım da var. Yani araç kiralama masrafı koymayacak gibi duruyor.



#9 Çünkü Yunanistan bizim komşumuz, kültürlerini bilmek görmek, ortak zevklerimizin tadını çıkartmak önemli. İran ile pilav, Arap ile hurma, Lübnan ile humus diyoruz da bize onlardan daha yakın "komşularımız" ile tanışmıyoruz. Çok ayıp bize!




Not: Buradaki güzel fotoğrafları maalesef ben çekmedim. Özellikle bir kaç tanesi yolculukterapisi tarafından çekilmiş ve kendileri tarafından yayınlanmıştır. Umarım tatil dönüşü ben de bu kadar şahane fotoğraflar çekmiş olacağım!

20 Mayıs 2016 Cuma

19 MAYIS ve ÖRDEKLER


















19 Mayıs'da Anıtkabir'e gitmedik, onun yerine Mavi Göl'e gittik. Ben daha önce hiç Mavi Göl'e gitmemiştim ve bir daha da zor giderim. Hiç bir özelliği yok ! Göl etrafında "yolda" biraz yürüyüş yaptık, dondurma yedik, 2 fotoğraf çektik, o kadar. Sonrasında IKEA'ya geçtik öğle yemeği için. Ben çok severim IKEA yemeklerini hem ekonomik hem de lezzetli oluyor. Karides güveç, Akdeniz Salata, Ekmek, Havuçlu kremalı kek, Somon, 2 içecek için toplamda sadece 38 TL ödedik. Evde bunları pişireyim desen market alışverişin yeminle daha çok tutar:)  

Mavi Göl'ün en güzel kısmı bu ördekciklerdi. Özellikle Nicky çok seviyor ördekleri. Yani kedileri sevmediği kadar ördekleri seviyor. 








18 Mayıs Dünya Müzeler günüymüş, gece saat 23:00'e kadar Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi ziyarete açıktı. Ama Nicky o akşam işten 21:30'da çıktı ve "yok yorgunum, yok yağmur yağıyor, yok kem küm" dedi ve gitmedik. Tabi ben çok üzüldüm, itiraf edeyim içimde ukte kaldı. Bu yüzden bu son 2 gündür "Nicky şuraya gidelim mi?" desem bizimki hemen "Sure!" diyor.

Hadi bakalım devam, sırada daha görmediğim diğer göller var. 
MOGAN, GÖLBAŞI, KARAGÖL, GÖKSÜ PARKI! 

Sonra biraz daha uzaklaşırsak:
ABANT, YEDİ GÖLLER, NALLIHAN var.











18 Mayıs 2016 Çarşamba

Kahve Falı


Dün Ülgencik ile buluşup yemek yedik. Mükemmel bir insandır kendisi, o da bu dünyaya ışık saçmak için gelenlerden biri. İçi dışı bir, deli dolu... Çok güzel şeyler hayal eder, mutluluk peşinde oradan buraya kanat çırpar, nereye eserse orada kamp yapar. Hele de Ulgen hatunu ile içki içiyorsanız farkına bile varmadan aşkın esiri olursunuz. Öyle bir konuşur ki uğruna roman yazmak isterseniz, Ferhat - Şirin halt etmiş siz şiir olup içine akmak istersiniz...  

Yaa işte bu hatunla Urumiçi Uygur Restaurant'daki yemek faslımız sonrası fal baktıralım dedik. Onun favori mekanı Turuncu Cafe! Burada Cengiz diye biri varmış, bizimkiler adamın müdavimleri. Ama biz dün gittiğimizde izinliymiş Cengiz, benim falıma Venüs baktı. Bundan yaklaşık 7 ay öncesinde de Yıldız diye bir abla falıma bakmıştı. Demişti ki sevgilin böyle koyu saçlı, yapılı bir adam. Seninle de evlenmeyi çok istiyor ama sen ona hep hayır diyorsun (Bullshit!) .As you know that Nick hem kel hem de hiç evlilik hayali yok:)

Neyse bu kez Venüs ablamızın baktığı kahve falını beğendiğim için bir de tarot kart açtırdım. Şu falcıların olayı hep mevcut durumu, geçmişi bilmeleri ama gelecek konusunda "yetersiz" bilgiler vermesi. Fallara tabi ki de inanmıyorum ama biliyorum ki bir şeyi çok istersen ve sürekli, doğru yerlerde isteklerinden yüksek sesle bahsedersen onlar sana bir şekilde gelir. Yeter ki sen çağırmaya devam et! 

İşte Venüs'ün bana söyledikleri:

* Sevgilin var ve senin sorumluluğunu almış resmen. İlişkiniz ciddi (Peki)
* Erkek arkadaşın 17 yaşından beri kendi parasını kendi kazanıyor, pek kolay bir hayatı olmamış. (Doğru sayılır - Nicky 16 yaşından beri çalışıyor)
* Kırmızı bir araba görüyorum burada ama bir de beyaz araba gelecek. (Arabamız evet kırmızı ama 2. araba ne alaka?)
* 8. ayda ben bir sınava girecekmişim ve devlet ile ilgili bir işim olacakmış. (Yok böyle bir şey, ama olabilir de)
* İşte kem gözler etrafımızda, kıskananlarımız falan varmış.
* İş yerinde beni çok soğuk ve ukala buluyorlarmış.
* Uçak ile gidilecek bir yerler varmış.
* Pazarlama işi gibi, bir yerden başka yere transfer gibi bir iş görüyormuş.
* Erkek çocuğumuz olacakmış.
* 10. ayda özellikle isteklerimizle ilgili bir gelişme olacakmış.
* Yine 8. ayda elime bir anahtar geçecekmiş, yeni bir mülk edinmek gibi (Yok öyle bir paramız, yalan)
* Falan, filan....


Not: Bu fincanlı resim bana ait değil, google search üzerinden buldum.

17 Mayıs 2016 Salı

PELOPS, GYM, PIKNIK,BALIK ve RUHLAR

Günler koşar adım geçiyor. Yaz geldi, düğünler kapıda, daha tatile gidilecek... Bu yüzden; vize başvurusu yapılmalı, kiralık araç ayarlanmalı, gidiş- geliş planları netleştirilmeli, altın alınmalı, kuaföre gidilmeli, iş yerinden izin alınmalı falan - filan...

* Cumartesi günü evde dolanıyorum, göçmenlerle kaynaşma pikniğine gitmek için hazırlık yapıyordum. Banyodan salona girdim ve bu sehpayı bu konumda buldum:




Resmen o an aklımı kaçırıyorum zannettim çünkü ben evde yalnızdım ve bu sehpa böyle saçma bir pozisyondaydı! Sabah uyanıp oturma odasında 2 saat zaman geçirdiğim halde bu sehpanın bu şekilde durduğunu fark etmemiş olmamın cidden mantıklı bir açıklaması yok. Kısaca bu hafta sonu iyi saatte olsunlar ufaktan ziyaretime geldi, hadi geçmiş olsun!

*Birisi benim için hafta sonu balık yaptı. Sevgilim diye demiyorum ama cidden çok iyi balık yapar. O balığın derisi çıtır çıtır olur, yanına da taze soğanlı & sebzeli  patates püresi hazırlar! Sizce de balık çok iştah acıcı gözüküyor değil mi?



* Spor hayatımın başlamadan bitmesinin nedenlerinden daha önce bahsetmiştim. Bu kez sağ gösterip sol vurduk.  Cuma günü hiç fazla dillendirmeden kalktık PELOPS'a gittik. 15 ay süreli olarak 2 kişilik aile üyeliği aldık.Birazını kartla birazını nakit ödeyerek spora başladık! Araba ile gitmesi 7 dk sürüyor. Hem de havuzu, saunası bile var... Ama ben kullanır mıyım, yapar mıyım öyle atraksiyonlu aktiviteler orası meçhul. Ama şimdiden Pilates GYMball dersine katıldım, Perşembe AbDominal Workout dersi var ve hafta sonları da sabah 10:00'da Yoga grup dersine katılacağım. Sonra gelsin SAMOS'da bikini partileri:D







9 Mayıs 2016 Pazartesi

Bu kez de lastik patladı!


Bir kaç ay önce niyet ettim Gaia aşkına her sabah düzenli koşmaya. Bu vesile ile sabah saat 06:20'de uyandım, hazırlandım ve evden çıktım! 
Ne göreyim her yer bembeyaz, kar yağmış yani tüm gece!
5 dk yürüdüm köşeden eve geri döndüm. 
Uzunca bir süre çıkmadım sonra yürüyüşe...


Sonra geçen haftalarda dedim ki ben bir spor salonuna yazılayım. Samos'a tatile gitmemize tam 2 ay var, bu sürede ne yaparsam kardır niyeti ile bakındım sağa sola. Sonra Cinnah Caddesindeki MasterFit spor salonunda karar kıldım. Zaten daha önce P90X yapmış bir insan olarak dedim bu beni anca keser.  Hayır ucuz da değil, bildiğin kol gibi kazık bir yer. Telefonda 2 ay için verdikleri fiyat 1500 TL idi. Nakit indirimi falan alırım diyerek resmen gözümü karartmıştım. Peki ne oldu? Maaş hesabıma öğrenim kredisi borcum nedeniyle bloke konuldu. Kısaca ben fakirleştim, spor hayalleri başka bahara kaldı. İyi de oldu çünkü enayilik olurdu oraya o kadar para vermek!


Son olarak da dedim artık bugün iş çıkışı Pelops Club'a bakayım. Sahibinden.com da 3 aylık üyelik devri ilanları var. Sadece 200 TL istiyorlar. Hem bana direksiyon pratiği olur. Evden çünkü araç ile sadece 10dk sürüyor hem de 200 TL'ye beachbody elde ederim diyordum. 
Peki ne mi oldu? Lastik patladı!!


Başka yolu yok anlaşıldı, bundan sonra bakkala diye evden çıkıp spora gideceğim:)

8 Mayıs 2016 Pazar

bazı günlerin diğer günlerden hiç bir farkı yok


Bugün anneler günü...
            Sizin gidip sarılıp, öpüp, hediye verecek anneniz yoksa siz de kendinizi şımartın!
Ya da gidin çocuk yapın bir an önce ki size gelip sarılıp, öpüp, hediye versinler!




6 Mayıs 2016 Cuma

Hep Gezelim İstiyorum

1. Amasra (23 Nisan 2015): Bu tatilde rakı içtik deniz kenarında, o sırada güneş batıyordu yavaşça ve bense ağladım. Tutamadım göz yaşlarımı, uzun zamandan sonra ilk kez kaybetmekten koktum, gelecek için endişe duydum. O sırada gökyüzü mor ve turuncu renkti, hatırlıyorum...  Hiç unutmayacağımı biliyorum... 



6. Antalya (3 Haziran 2015): Ameliyatımdan sonra stres olunca ağlamıştım telefonda o da destek olmak için gelmişti, çok hoşuma gitti. Artık ben ağlayınca Nicky pek umursamasa da yine de hoş bir anı oldu benim için. Yaparım diyorsa yapacağını anladım. Nicky'nin en çok dengede oluşunu sevdiğimi bir kez daha anladım.



2. Kapadokya (17 Temmuz 2015): Yanımda Nicky varsa korkmadığımı anladım. Kontrolsüz aktivitelerden korkarım ben, gereksiz bulurum risk almayı ama yanımda o vardı ve ben korkmadım balona bindim. Kalabalık grup ile sıkışık vaziyette yer altı mağaralarına bile indim. Tüm şehir periliydi, biz de masal kahramanları....





















3. Kıbrıs (23 Eylül 2015): Saçma sapan bir neden yüzünden ilk kez orada bağırsak da birbimize çok ama çok sevdik biz bu tatilimizi. Girne yerine Lapta bölgesinde kaldık. İyi ki de öyle yapmışız! Bir tarafımızda deniz bir tarafımızda 5 parmak dağları... Ve Kıbrıs'a taşınma hayalleri kuruyoruz şimdi... 



4. İrlanda (20 Aralık 2015): Beklentilerimi minimumda tutarak gittim. Ailesini çok sevdim. Şömineli bir evimiz olsun ve her gece ateşin karşısında beraber oturalım istedim. Ön yargılarımdan uzaklaştım, ona güvendim. İlk kez stadyumda rugby maçı izledim, ilk christmas yemeğimi yedim. Bir kez daha meleklere inandım, daha çok dilek dilemeye başladım. 



5. Minsk (26 Şubat 2016): Beni ve Türk kültürünü bu kadar iyi anlayabileceğini hiç düşünmemiştim. Ailem & Nicky ilk kez tanıştılar. Hiç sorun yaşamadık. Biz ilerisi için konuştuk. En sevdiğim kardeşim evlendi biz de el ele kar yağarken sokaklarda dolaşmanın tadını çıkardık...


Yaa bizde 1 yıl böyle geçmiş!  Bunların dışında yanımda Nicky olmadan 



Ruanda:


...gördüm geldim. 

Şimdi sırada Alanya, Samos Adası, İzmir ve yine Kıbrıs var!


3 Mayıs 2016 Salı

Polis gibi olmasa da polis olan birisi hakkında



Ayy bugün ne oldu? Dur bak anlatayım: 

Bu sabah  09:00'da Hoşdere Caddesinde bir işim vardı. Gerçi halledemedim işimi kapalıymış tükkan da neyse oradan dolmuş ile Kızılay'a geldim. Kulağımda müzik, sırtımda çantam falan çok havalı bir halde metroya doğu yürüyorum. Bir baktım karşımda sarışın, renkli gözlü, dağınık saçlı, kolları dövmeli, kot - tshirt giymiş gençten bir adam var. "Ohhh baby sen de kimsin böyle" diye içimden geçirirken çocuk bana eliyle 1 dk diye işaret etti. Ben de adres falan sorcak herhalde diye geniş geniş kulaklığımı çıkarttım, diyaloga hazır moda geçtim:

Ben      : Merhaba, buyrun.
O         : Günaydın, Hanım Efendi!
Ben      : Size de günaydın.
O         : Bir geçişimiz olacak da o nedenle sizi biraz burada tutmamız gerekiyor.
Ben      : ...... (anlamsız bir sessiz bekleyişten sonra) ama ben metroya yürüyordum.
O         : (yüzünde bir gülümseme ile) sadece bir dk sürer, kusura bakmayın lütfen
Ben      : Aaa tamam o zaman beklerim. (benim de yüzümde gülümse ile)

İşte konvoy, arabalar geçti o sırada. Ben karşıdan karşıya geçeyim diye adım attım vee hemen yakışıklı polisimiz elinde telsizi ile yoldan geçen araçları dururdu, bana yol verdi.

Bu masal da burada bitti... 

2 Mayıs 2016 Pazartesi

1 Mayıs 2016


1 Mayıs 2016, yurdun her köşesinde "coşku" ile kutlansa da biz el clasico takıldık. Kimsenin üzerine oturmadık, demode Nicky aldı bayrağını meydanlara kutlamaya gitti ben de yerimi bilip edebimle evimde oturdum.


Nicky meydanlarda!
Ben de sabahtan akşama evi topladım, 3 posta çamaşır yıkadım, ofis diye adlandırdığımız odayı düzenledim, evi süpürdüm, yemek yaptım, dizi izledim, biraz ders çalıştım, piknik için hazırlık yaptım...

Seğmenler sezonu açıldı beyler!

Mis gibi açık hava ama oturacak köpek kakasız yer bulabilirseniz tabi.


O değil de Seğmenler bile artık piyasa oldu, yeni kurtarılmış bölge bulmamız lazım acilen. 
Tavsiye varsa yeminle dinlerim:)