22 Temmuz 2017 Cumartesi

Bu bir iç boşaltma ona buna giydirme yazısıdır, teşekkürler




Not: Bu yazımda ağzımdan kötü sözler çıksa da aslında aşağıda bahsedeceğim tüm insanları sevdiğimi belirtmek isterim. Sadece bazen bazı şeyler çok fazla geliyor!

Benim hayatımın odak noktası başkalarına bir şekilde bağlı olarak ilerlemesi. Bu da feci şekilde canımı sıkıyor.

Genelde 2 ayda bir kendimi evde ana avrat küfüt ederken buluyorum! 
Koduğum insanlarının benden beklentileri hiç bitmiyor!!!

Son 2 haftamın özeti ise şöyle:

Nicky Beyin beğendiği arabaların satıcılarını tek tek ara
Randevu al
Nicky Beyin konumunu onlara yolla, geri Nicky'i ara haber ver
Stevin yatağını sat
Steve için nakliye bul
Steve için eski ev sahibiyle konuş
Steve için avukat ile konuş
Kendi ev sahibim için yeni kiracı ile kontratı ben yapıyorum
Ben kargoya veriyorum
Ben takip ediyorum
O gelince Steve ile elektrik su aboneliğini değiştirmeye git....

falan filan....

Yaa internetten ikinci el kullanılmış bazalı yatak satıyorum elin Yasir isimli bebesi 40 tane soru sordu. Nerden aldın, yatak "spring" mi?, ebatları ne, nakliye hangi saattler arası olur falan filan. Bazalı tek kişilik yatak işte 200 TL amına koyiyiym. Bu kadar soru soracaksan git 0 al!!! 

Bir de şu an belki gereksiz sinirli olabilirim ama ek olarak da Nicky'nin satın aldığı o çirkin Opel varya bozulmuş, yolda kalmış!!! Arabanın farları bile yanmıyormuş!!! Yaa bir kez olsun bu adamlar bizi neden dinlemez ki anlamıyorum!! Sonuçta gece gece Merve arabayı satan adamı ara, internetten tamirci bul, yarın için randevulaş, şu numarayı ara, lokasyon söyle.... Telefon faturam kol gibi oldu daha anlatamadım bebeye!! Öküz evladı başka ülke Kıbrıs her aradığımda kol gibi şişiyor faturam. Şimdi bilmem kimlerle bilmem nerede barbekülü parti yapıyorlar. Arkadan geliyor Türkçe konuşan karı kız gülüşmeleri. Canım dedim sen ara adamları eminim o yanındaki hatunlar konuşurlar tamirciyle telefonda!! Resmen kendimi enayi gibi hissediyorum!

Haa bu arada arabayı satan adam dedi ki "Triger kayışı kopmuştur!" yaa dedim canım sen arabayı bize satmadan tuhsattki motor numarası ile netten baktım; Z14XE.... ile başladığı için triger kayışı yok zinciri varmış. Olmayan kayış kopamaz yani canım dedim. O zaman vantilator kayışı kopmuştur diyor. İlla bir kayışı koparacak, adam taktı. 

Neyse gidiyorum şimdi, darlandım iyice

Bye






Kuaför Macerası ve Sarı Saç Takıntısı Hakkında

Günaydın,

Hayatımın küçük kabuslarından birini yaşamaya KUAFORE gidiyorum şimdi: Beni tanıyanlar bilir tam bir sarı saç sevdalısıyım. Hep derim ben yanlış doğmuşum, ruhum resmen sarışın benim!! 

Bu arada hiç de mütevazi olamayacağım ama her renk saç özellikle de sarı saçın bana yakıştığını düşünüyorum.  
(Bir ara her renk olan saçlarımın resmini koyarım bakarız)

Ankara'da 2006 senesinden beri gittiğim süper bir kuaför var Bayılıyorum o adamlara. İki kardeş beraber çalışıyorlar ve bunca senedir bana yeri geldiğinde hem abilik hem de dostluk yapmışlardır. Bunca sene içinde onlar evlendi, çocukları oldu ve hatta büyüdüler bile... Tüm bu yaşanmışlıları beraber biriktirdik ve benim için çok kıymetliler. 

Ama özellikle son 2 gidişimden o kadar da memnun ayrılmamıştım. Bir şekilde ya dip boyamın tonunu beğenmemiştim ki sonradan hiç bir ücret almadan bana yeniden dip boya yapmışlardı ya da röflelerimin tonu bence hiç tutmamaştı yaşlı gibi hissetmiştim kendimi ordan çıkınca. 

Bunun üzerine tam bir risk alarak evimin yakınındaki bir kuaföre gittim Nisan 2017 de. O sırada teyzem buradaydı zaten ve parasını da o veriyordu. Fazla üzerinde düşünmeden aşağıdaki bu iki resmi elime alıp "İşte böyle bir saç istiyorum" diyerek sabah 09:00 da girdiğim berber dükkanına:

Örnek saç 01

Örnek saç 02

Akşam saat 19:30 itibariyle böyle görünerek çıkmaya zorlandım:

Bu arada saat 19:30 olmuştu!





Adam sadece saçlarımı OLAPLEX ile açtı ve bıraktı. Ne bir dip boyası ne bir gölge atma yok! Zaten Olaplex ile açacağım süper olacak diyip bir ton da paraya anlaşmıştık. Resmen kandırdı beni. 

Sakın kızlar OLAPLEX diye bir şeye inanmayın. Saçlarım hem aynı oranda zarar gördü hem de beyaz gibi bir renk oldu. Benim ısrarım üzerine bir dip boyası yaptı ve üzerine bir de ekstra para istedi. Vermedim! 











Ben elimde foto ile gidip bu saçı kaça yaparsın diyerek parada anlaşmışız zaten üzerine dip boyası yaptı diye ekstra para talep etmek ayıptır, yemezler!

Neyse tabi aradan geçen 4 ay içerisinde doğal olarak saç rengim nispeten koyulaştı ki sarı saçlar koyulaşır. Şimdi ki görüntüsü de böyle:


Benim über komik arkadaşım Ülgen'in yaptığı bir tespit var. Der ki; "kuaförler saç rengini açabildiği kadar açar ve sonrasında da bak elim ne kadar süper hiç kopmadan, yakmadan açtım saçlarını" derler. (Çok haklı bence)

Bu kez yine elimde bir foto ile kendi kuaförüme gidiyorum. Belki aranızda tanıyanlarınız vardır. Gurbetçi Aile'den Tuba'nın saçlarını çok beğeniyorum. Bu resmi referans alıyorum bu kez kendime. 

Gurbetçi Aile - Tuba

Son olarak benim kuaförümün bu aralar küllü saç takıntısı var ki ben hiç beğenmiyorum. Yaşlı insan saçı resmen. Ben böyle saman sarılarını, sun kiss renklerini beğeniyorum. Enerjik olmalı saç rengi. Soluk değil!! Kısaca kendi zevkine göre bir sonuç çıkabilir endişem var, göreceğiz.

Neyse bu yazımda kimseyi rencide etmemek adına kuaför isimlerini vermedim. Ama bugün akşam eve geldiğimde memnuniyet dereceme göre isim verebilirim.

Ha, bir nokta daha var: Benim kuaförüm önce paket atıp sonra dip boya yapıyor (o kötü kuaför de böyle yapmıştı) ama sonradan hem youtube da izlediklerimden hem de teyzemle konuştuğumda fark ettim ki bazıları da önce dip boyayıp sonra paket atıyormuş. Bu ne fark yaratıyor bilemiyorum. Önemli bir ayrıntı mı onu da bilemiyorum.

Neyse ben kaçar, gün beni bekler,

Byeee

19 Temmuz 2017 Çarşamba

İşler Güçler - Bir gün daha bitti...



Ayrancı'nın güzelliklerinden biri

* Steve (evimin yeni kiracısı) için anahtar çoğalttırdım.

* Kalktım gittim evine ona teslim ettim.

* Kızılay'a yürüyüp dolmuşa binip işe geldim.

* Sağlık testlerim için Liv Hospital'dan randevu aldım.

* Digiturk abonelik iptal dilekçemi faksladım (ama iletilemedi sanırım)

* Öğrenim kredisi ilk taksitimi haşırt diye ödedim.

* Booking.com dan bir ara hayaller kurarak yaptırmış olduğum Athina otel rezervasyonumu iptal ettim.

* Ev eşyalarımın satışı için bir kaç foto, network olayını hallettim.

Şimdi de anlamsız şekilde kendimi çook yorgun hissediyorum. Bir an önce eve gidip koltukta mayışıp kalasım var...

Haa bir de Nicky şimdi Kıbrıs'taki arabamızı teslim almaya gidiyor. Resmi olarak dün satışı yapıldı, bugün de araç temizlendi. Şimdi teslim almaya hazır. 

Yapılacak işlerden bir tanesine daha tick atıyoruz...


17 Temmuz 2017 Pazartesi

Bazı Arabalar Çok Çirkin !

Hola,

Kıbrıs hayatımın başlamasına son 2 hafta kaldı (yaşasın). Kirada oturduğum evimi bir arkadaşıma devrediyorum, eşyalarımın bir kısmını ona satıyorum, bir kısmını başka arkadaşlarım sağ olsunlar satın alıyorlar, arabayı da sattım gitti... 

Hala yapmam gereken çok şey olsa da en azından artık önümü görebiliyorum. 

Bu arada bundan sonraki paylaşımlarımda Kıbrıs ile TR'yi maddi açıdan karşılaştırmaya karar verdim. İşe şimdiden araç konusu ile başlayayım dedim çünkü bugünlerde gündemimiz bu. 

Malum 98 Model Ford Fiesta aracımı 15.400'e sattım.

Minik Kuş'un şimdi çok tatlı yeni sahipleri var.

Cebimize paramızı koyunca da başladık Kıbrıs'tan araba bakmaya. Nicky her zaman ki gibi hep çok çirkin arabaları beğendi. Anlamıyorum bu erkeklerin Volkswagen sevdasını. Vardı bir tane beğendiği bir şey, eski model de olsa neymiş taş gibi arabaymış falan filan diye beni kandırmaya çalıştı. Diyorum ki o eski Polo'ya 13.000 TL (2000 model) verene kadar 2009 model Citroen arabalar var (16.000 TL'ye). Fıstık gibi işte, değil mi? Ama değil. Anlaşamadık sevgilimle. 

Bunun üzerine kendisi gitti başka bir çirkin araba beğendi! İşte bu, 2004 model Opel Astra 1.4 model arabayı almak istiyor, hatta pardon satın alıyor bile! Kullanmış çok sevmiş, motoru sağlam arabaymış bunların falan filan.. 

Sanki sanayide çırak nereden anladı acaba?


Bir kere bana diyor ki "Darling, it is a hatchback car! You will love it. It is very compact" Abi hatchback görmesek tamam da... Bildiğin çirkin bir sedan araba bu! Compact falan diyerek sevdirmeye çalışıyor bana aklı sıra arabayı! 

:/


2004 model Opel Astra 1.4 / manuel - benzinli 14.000 TL'ye anlaştılar gibi.Çarşamba bakalım satın alım - devir işlemleri olacak.

Bu yazıları okuyan varsa aranızda cidden bir yorum yapın. Güzel mi çirkin mi? Alınır mı bu araba? Yani Güzelyurt - Lefkoşa arası tek yön 32km falan ki ben her gün o yolları gidip geleceğim gibi duruyor. Bununla rahat rahat 100 -120 yapılabilir mi? Bir kereseinde Hyunda i10 kiralamıştık ve ben hiç fark etmeden 120 yapıyordu araç, kasmadan gidip - gelmiştim o yolları. Yani bu araçta böyle konfor sağlar mı acaba? 

Bu arada sahibinden.com da baktım TR de bu aracın piyasası 25.000 TL ile 35.000 TL arası değişiyormuş. (Ama bir tane bile bu bordo renk araçtan 2004 model olarak bulamadım. Acaba bu araba daha eski model mi? Nicky'i kandırıyor olmasınlar?) 


Ufff yabancı sevgilin mi var derdin var arkadaş!