3 Eylül 2017 Pazar

Caretta Beach bizlerden yardım bekliyor!

Herkese selam,

Güzelyurt'ta yaşayan biri olarak bizlere en yakın plaj Caretta beach diye biliyorum. Girne'ye gider gibi devam ediyorsunuz ve Akdeniz yol ayrımını görünce sola dönüyorsunuz. 20 dk daha devam edince altın kumsala ulaşıyorsunuz! 



8 km uzunluğunda bir kumsal düşünün ve üzerinde sadece 1 tane Caretta Restaurant isimli bir mekan var, o kadar! Muhteşem güneş batışı manzarası var. Fotoğraflara bakın netten, ne dediğimi anlayacaksınız. Üstelik bu beach deniz kaplumbağalarının yumurtladığı nadir kumsallardan biri! İnanabiliyor musunuz her 100 metrede bir karşınıza kaplumbağa yumurtalarının çıkmayı beklediği yuvalar (nest) karşınıza çıkıyor!

Biz Nicky ile buraya daha önce bir kaç kez gittik ve birazdan açıklayacağım kararı da bu ziyaretler sonucunda almış oldum. İşte buyrun:

1. Ziyaret: Bayıldık mekana! O kadar az insan vardı ki kumsalda sadece biz bize doyasıya güneşin tadını çıkardık. Hemen arkamızdaki restauranttan da soğuk biramızı alıp keyif yaptık. Ben bir ara yürüyüş yaptım ve kumsaldaki plastik, torba ve pislik yığınlarını görünce canım çok sıkıldı. Neyse akıntı getirdi falan herhalde dedim. Sonra tabi acıktık ve o mekanda yemek olarak balık sipariş ettik. Etmez olaydık! Denizden ne çıktıysa hepsini kızgın yağa atıp masaya getirdiler. Fiyat olarak da porsiyon başına 50 TL çektiler ki Kıbrıs'ta bir çok mekanda yemek yedim daha 50 TL porsiyon balık fiyatı görmedim. Adamlar resmen sahtekar! Sinir oldum, orada bir kafaya kazıdım bu olayı. Puanlarını verdim. Neyse sonra eve geçtik.

2. Ziyaret: Nicky ile evde hep başbaşa kalınca birbirimizi yemeğe başlamıştık o da aldı beni bir akşam üstü güneşin batışını izlemeye götürdü. Muhteşem tatlı bir rüzgar, yanımda sevdiceğim, elimde soğuk biram ve karşımda kızıl-turuncu güneş.... Daha ne olabilir değil mi? Ama oldu! Tam 3 otobüs dolusu turist kumsala akın etti!!! Bir anda bizim manzara oldu mu sana insan manzarası! Neyse dedik iyi turistler geliyor. Daha çok gelsinler. Allah bereket versin diye aramızda laflıyoruz bir baktık bu adamları 3 grup halinde sahile tek sıra dizdiler ve tur rehberleri bir şeyler anlatıp ellerindeki kovadan bir şeyler verdiler turistlere. Dedim Nicky aklıma gelen başıma geliyor. Yeminle bunlar turistlere deniz kaplumbağası veriyorlar teker teker ki fotoğraf çekebilsinler. Tabi Nicky inanmadı bana "Kızım mal mısın? Saçmalama" dedi ama yine de yürüyüp adamların yanına gittik ve evet, bingo! Bebek kaplumbağalarla dolu o kovalardan insanlar kaplumbağa alıp denize bırakıyor ve sonra resim çekiyorlar! Ayyy bir tepem attı! Dedim what the fuck!!!! O kova tutan kızlardan biriyle konuştum ve bana dedi ki "biz her gün sahilde turluyoruz va açılmış yuvalar boş mu diye kontrol ediyoruz. Bazen bazı yavrular arkada kalıyor, yuvadan çıkamıyor. Biz onları kurtarıp denize salıyoruz. Yani hayatta kalmalarını sağlıyoruz" dedi. Peki iyi hoş da turist eğlencesi gibi yapılması ne kadar doğru? Neyse gene biz sinir olduk. 

Hadi dedim hesabı ödeyip kalkalım bari ve bir baktım ki kumsalda devasa bir at boku pisliği var! Hay dedim babanın şarap çanağına.... Neyse içeri restauranta geçtim hesabı öderken oradaki kadına dedim ki:

-  Dışarıda, sizin atlarınızdan dolayı at pisliği var temizliyor musunuz? 
-  Hayır dedi.
-  Nasıl yani? diye sordum. 
-  Kaç km burası biliyor musunuz biz temizleyemeyiz wallahi dedi ve arkasını dönüp gitti.

Tabi ben iyice üzüldüm ve kalktık evimize  geldik.


3. Ziyaret: Bu kez de sahil boyunca yürüyüş yapalım diye gittik. Aşağıdaki resimde gördüğünüz gibi restaurantın üst kısmına doğru kırmız ile işaretli yere kadar yürüdük. Kelimelerle anlatılması zor bir manzara ile karşılatık. Tüm sahil boyunca her yer plastik çöp, atık dolu! 


Tüm caretta caretta yuvaları bu pisliklerin arasında kalmış.. Çektiğim görüntüleri video haline getirdim ki bir fikir versin bunları okuyanlara. 
Biliyorum video çok amatör zaten benim de profesyonel olma iddaam yok. 
İş görsün yeter şimdilik.




Tüm bunların sonucunda dün Nicky ile düşündük ki üniversiteler, belediyeler (Girne ve Güzelyurt), Doğa koruma örgütleri bir araya gelse ve hep beraber bu sahili temizlesek ne güzel olur! 1 hafta boyunca sürecek bir event planlanabilir, belediyeler ücretsiz taşıma hizmeti verebilir, o terbiyesiz caretta restaurant sahipleri ATV araçları ile insanları ileri noktalara ulaştırabilir, doğa koruma örgütleri alanı tam olarak tarayıp - zone lara ayırmamıza yardımcı olabilir, Lemar market katılımcılara ücretsiz soğuk su - içecek temin edebilir, yerel basın ve online dergiler de haberini yapabilirler.... Hiç de zor bir iş değil yeter ki iyi organize olunsun ve ben bu yükü omuzlamaya hazırım. Okulların açılıp üniversite gençlerinin gelmesine yaklaşık 1 aydan az zaman kaldı. Kafamdaki takvim Ekim ayı içerisinde bu işi tamamlamak.

 Şimdiden birlik olmanın dayanılmaz hafifliğini hissediyorum. Bu kadar uzun bir yazıyı sonuna kadar okumanız bile farkındalık ve ilginizi gösterir. Şimdiden teşekkürler dostum desteğin için!


1 Eylül 2017 Cuma

Alkol var mı gençler?



Selam millet,

Kıbrıs sıcak, kampus bomboş yemin ediyorum bir Allah'ın kulu kalmadı. Bir ben bir de Nicky kaldık buralarda. Hayır bana göre aslında hava hoş da kampüsteki 5000 kadar kedi yavrusu aç ve susuz kaldılar, bize sardılar! Canım fena sıkkın!

Mama ve su ihtiyaçları doğrultusunda kapıya (teker teker) gelip miyavlıyorlar ve biz de öküz değiliz ya anlayıp kendileri ile ilgileniyoruz. Ya ne yapacadık başka? Hiç.

Bu arada fark ettim ki anne kediler tam bir canavar, gaddar yaratıklar! El kadar bir yavru vardı ortalıkta ve ana olacak kedi anne reddetti, beslemedi o yavruyu. Bizler de ne yaparsak yapalım o yavruya ne su ne de mama yedirebildik:( 
Bugün de o yavrucuk ortalıkta yok, korkarım ki bir yerlerde ölmüş olabilir. Bunu niye anlattım o taş kalpli anne o yavucuğu hiç istemedi diğer tüm kittenları emzirdi ama o el kadar sebiye "tıssss" layıp  durdu!  Orospu kedi diyeceğim ayıp olacak çünkü benim orospularla bir alıp veremediğim yok. Bence hakaret anlamı içermeyen bir kullanım. Neyse amannn çok uzattım.  Şimdi bildiğiniz gibi Kıbrıs'ta alkol ucuz ve çeşitli ve ben de şarap içemeyi seven insanlardan biriyim canlar. 2 bira içsem midem şişer, kusasım gelir ama şarap öyle mi? Yavaş yavaş gider, şişenin dibini bile görürüm alim allah! 

İşte TR'de görmediğim varsa da pahalı olduklarından market raflarında ellerimin bile uzanmadığı bir kaç farklı şarabı denedim ve yorumlarımı iletiyorum:

1) J P Chenet: Beyaz / Sauvignon Blanc : Bu şişeyi eve yakın marketten 20 TL'ye aldım. Fransız şarabıymış. Tadı hiç de fena değildi. Şişesi falan pek bir karizmaydı. Internette baktıgım kadarıyla diyorlar ki bunun Rose şarabı resmen şampanya gibiymiş. Bir dahakine onu deneyeceğim mutlaka. 
Puan: 7/10

2) B&G (Barton Guestier): Beyaz / Sauvignon Blanc: Şimdiye kadar içtiğim en iyi beyaz şarap bu! Ne kokusu, ne ağızda dolandırdığında bıraktığı aroması ne de fiyatı hiç rahatsızlık vermiyor. Bu şişeyi de Girne'deki George Bar'ın yanında bulunan turistlere içki satan yerden 20 TL'ye aldık. Bu da Fransızmış ve bayıldım. Meyveli ve aromalı.... Çok pis gideri var. Bulursanız alın için mutlaka!
Puan: 9/10

3) Mosketto: Refreshing Italian Wine diye şişenin üzerinde yazsa da aslında tam bir şarap değil çünkü alkol derecesi sadece 4% ! Biradan bile hafif lan! Şaka gibi bir içecek bu. Tadı resmen meyve suyu gibi. Tatlı bir meyve kokteyli gibi içtikçe içesin geliyor, şişeyi yalıyorsun. Feci hafif, tatlı değişik bir içecek. Düşünsenize içine buz atıp sıcak yaz günlerinde içtiğinizi.... Uffff şahane. Bunu ben satın almadım komşumuz Fatma bize getirdi ama fiyatını biliyorum markette gördüm. 18,90 TL
Puan: 8/10 (Tam bir şarap değilsin o nedenle 1 puan kırdım senden)

Şimdiye kadar TR'de içtiğim şaraplar içerisinde bu tatlılığa en yakın bulduğum şarap TINI Bağcılık markasının ROSE şarabıdır. Ahan da bu: 



Nadir denk gelir ama bulursanız mutlaka ROSE'sinden bir 5 şişe alın. Yalaya yalaya içeceğinize garanti veririm!


4-5) Mateus: Burada her yerde Mateus şarapları var. Ben de 2 farklı Rose denedim. Bence ikisinin de tadı birbiriyle aynıydı. Süper marketlerin bazıları kampanya yapmış ROSE şişesi 17,90 TL ama marketlerde 21 TL'ye satıyorlar.
Puan: 6/10


6) Sancerre: Bunu da ben almadım arkadaşım Sercan bize gelirken hediye getirdi. Fena değildi normal bildiğiniz beyaz şarap işte. Fransızmış bu da. Ben hiç anlamam şaraptan bu arada. Belki de bu en iyisidir ben bilememişimdir. Fiyat konusunda fikrim yok ama marketlerde bakınır bulursam sonra bu yazıyı update ederim.
Puan: 6/10


Özetle durum budur. Bol alkollu keyifli bayramlar dilerim....