30 Mart 2018 Cuma

Kıbrıs is Calling! Gelsene...



Kıbrıs'a bahar geldi. Aylardan sonra şimdi yine kendini güçlü hissetme zamanı. Her şeyi başarabilirmişim diye kendimi güdüleme dönemine girdik, hayırlı olsun.



Başarmak kelimesini pek sevmem çünkü ben fark ediyorum ki fazlasıyla başarısız bir insanım. Özellikle toplumun kriterleri baz alındığında tam bir fiyasko sayılırım: ne elimde tuttuğum adam gibi bir eğitimim var, ne gelecek vaad eden bir kariyer sahibiyim, hamarat değilim, az - biraz pisim, hele hele çok becereksizim, elimi attığım her bitki ölür, bir dolma dolduramam mesela, çocuk da yapamadım yaşım 30 oldu, hayırsız evlat sayılırım belki, kilo veremem, sebat etmem, sabırla bir şeyi hiç mi hiç bekleyemem falan filan.... Çünkü tüm bunları başarmak için kazanmak lazım ve o da demektir ki denklemin diğer ucunda (artık ne varsa) ters oranda etkilenmeli ve dengeleri bozmaktan kaçınırım. İçinde bir grup kavramı gizli, taraflardan biri başardı ve diğerine ne oldu? Düşünmeden yaşamak elimden değil, yapamam.

Neymiş, başarmak kelimesi biraz da bencil olmakmış, tarafını seçmek. İdealist olmak demekmiş ki bu tür güdülerden nefret ederim. Başarma gayesinden hatta o kadar uzak kalmak isterim ki grup ile yapılan spor faaliyetlerinden bile kaçarım. Zaten pek kimseler de benimle oynamaz çünkü ben hiç bir zaman kazanan olmadım.





Kıbrıs'ı belki biraz da bu yüzden içtenlikle seviyorum bana kendimi yetersiz hissettirmiyor. Öyle küçük bir dünya ki bu -atom gibi- her bir köşesinde derin ama fantastik hikayeler var. Başkaları onları göremiyor şaşırıyorum. 
Yeni bir projem var aklımda. Güzelyurt'un tüm güzel eski evlerini fotoğraflamak istiyorum. Çünkü hepsi çok fantastik ve bombastik.

14 Mart 2018 Çarşamba

Cumartesi Pazarı - Sıradan bir Gün...




Kıbrıs'ta zaman bir garip geçiyor, hem anlamsız şekilde çok hızlı hem de tek düze ve sıkıcı bir akışı var. Burada zaman yaz ve kış dönemi diye bence ikiye ayırlıyor. Yazın beach, sahil, sangria, güneşin batışı falan derken ruhu dinleniyor insanın. Mevsim kış olunca insan askıda kalmış gibi bence... Çünkü burada hiç kış yok. Kışı tanımlayan aktiviteleri hayatından çıkarınca ruhun da neşesiz kalıyor. Mesela soğuk bir günde eve gelip earl grey çay içmek, şömine önünde oturmak veya tembel cuma geceleri sıcak şarap yudumlamak, fırtınanın sesini dinlemek, yağmurda trafik sıkışmış eve dönmeye çalışmak falan filan yok! Sadece ılık bir hava, ısırmayan bir güneş ve kuş sesleri var ki bana yetmiyor. Denklemde bir şeyler eksik ama ne bulamdım henüz. Tanımlayamadıkca da vahşi ve agresif oluyorum. Ben değişiyorum ve bunu da sevmiyorum....


Neyse, günlerden Cumartesi sabahı ve alışveriş yapmak şarttı. Ben de Güzelyurt Pazarına gittim. Videosu da yukarı, tıklayıp izleyebilirsiniz. Aziz Mamas Killisesinin hemen yanında sadece sabahları kuruluyor. Bu pazar bence Kuzey ve Güzeny Kıbrıs saorununa barış bile getirebilir çünkü Rumlar da buradan alışveriş yapmaya geliyorlar. Genelde onlar sınırı geçmeye tenezzül bile etmezler. Ama iş bu pazara gelince değişiyor. Hatta pazarcılar bile bir kaç kelime Rumca bile konuşuyor ön yargısızca ki sınırların kaldırılmasını savunan bizler için bu pozitif bir örnek oluyor.